Dirençli Hipertansiyon
İlaç tedavisine yeterli yanıt vermeyen yüksek tansiyon vakalarının değerlendirilmesi.
Uzmanlık Alanları
Hipertansiyon, Prof. Dr. İstemihan Tengiz'in 29 yıllık kariyerinin merkezinde yer alır. Hipertansiyonla Mücadele Derneği Başkanı ve Ege Bölgesi'ndeki tek ESH akreditasyonlu Hipertansiyon Mükemmeliyet Merkezi'nin kurucu direktörüdür. 2011-2014 arasında Dünya Hipertansiyon Ligi (WHL) Yönetim Kurulu'nda görev almış, 2013'te İstanbul'da düzenlenen Dünya Hipertansiyon Kongresi'nin düzenleme kurulu başkanlığını yürütmüştür.
Hipertansiyon, kanın damar duvarına yaptığı basıncın sürekli olarak yüksek seyretmesidir. Avrupa Kardiyoloji Derneği ve Avrupa Hipertansiyon Derneği kılavuzlarına göre muayenehanede uygun teknikle ölçülen ve farklı günlerde tekrarlanan 140/90 mmHg ve üzeri değerler hipertansiyon tanısını destekler. Tek bir yüksek ölçüm tanı koydurmaz; heyecan, ağrı, kahve veya sigara ölçümü geçici olarak yükseltebilir.
Tanının doğrulanmasında muayenehane dışı ölçümler belirleyicidir. 24 saatlik ambulatuar kan basıncı izlemede gündüz ortalamasının 135/85, tüm gün ortalamasının 130/80 mmHg'yi aşması; ev ölçümlerinde ise ortalamanın 135/85 mmHg üzerinde olması anlamlı kabul edilir. Bu ölçümler, yalnızca doktor karşısında yükselen 'beyaz önlük hipertansiyonu' ile muayenehanede normal görünen 'maskeli hipertansiyon' tablolarını ayırt etmenin tek yoludur.
Hipertansiyon çoğu hastada yıllarca hiçbir şikâyet oluşturmaz. Baş ağrısı, burun kanaması veya ense sertliği gibi belirtiler yalnızca bir bölümünde görülür ve tansiyonun düzeyiyle her zaman orantılı değildir. Bu nedenle yüksek tansiyon, çoğu kez rutin bir ölçümde ya da kalp krizi, inme, böbrek yetersizliği gibi bir komplikasyon ortaya çıktıktan sonra fark edilir.
Şikâyet olmaması hastalığın zararsız olduğu anlamına gelmez. Sürekli yüksek basınç kalp kasını kalınlaştırır, damar duvarını sertleştirir, böbrek süzme birimlerini ve göz dibi damarlarını yıpratır. Erken tanı ve düzenli takip, bu hasarın büyük bölümünü önleyebilir.
İlk değerlendirmede kan basıncı her iki koldan ölçülür, kalp ve akciğer muayenesi yapılır, boyun ve karın damarlarında üfürüm aranır. Ardından hedef organ hasarını ve eşlik eden riskleri gösteren temel tetkikler istenir: EKG, ekokardiyografi, kreatinin ve tahmini glomerüler filtrasyon hızı (eGFR), idrarda albümin/kreatinin oranı, potasyum ve sodyum, açlık kan şekeri, HbA1c, lipid profili ve tiroid fonksiyon testleri.
Damar sertliğinin nesnel ölçümü için nabız dalga hızı ve santral aort basıncı değerlendirilebilir. Göz dibi muayenesi, retina damarlarındaki değişiklikler üzerinden hastalığın süresi ve şiddeti hakkında bilgi verir. Bu tetkiklerin amacı yalnızca tanı koymak değil, tedavi hedefinin ne kadar sıkı tutulacağına karar vermektir.
Hastaların çoğunda tek bir neden bulunmaz; buna birincil (esansiyel) hipertansiyon denir. Ancak yaklaşık her on hastadan birinde altta yatan ve tedavi edilebilir bir sebep vardır. En sık karşılaşılanlar primer hiperaldosteronizm, obstrüktif uyku apnesi, böbrek arter darlığı, kronik böbrek hastalığı, tiroid bozuklukları ve feokromositomadır. Ağrı kesiciler, kortizon, burun damlaları, doğum kontrol hapları ve bazı bitkisel ürünler de tansiyonu yükseltebilir.
İkincil neden araştırması özellikle şu durumlarda gündeme gelir: 30 yaşından önce başlayan hipertansiyon, daha önce kontrol altındayken aniden bozulan tansiyon, üç ve üzeri ilaca rağmen hedefe ulaşılamaması, açıklanamayan düşük potasyum düzeyi, böbrek fonksiyonlarında bozulma ya da ani yükselme atakları.
Biri idrar söktürücü olmak üzere uygun dozda üç farklı gruptan ilaç kullanılmasına rağmen kan basıncı 140/90 mmHg'nin altına indirilemiyorsa dirençli hipertansiyondan söz edilir. Bu tanıyı koymadan önce sahte direnç nedenleri dışlanmalıdır: yanlış manşon boyutu, hatalı ölçüm tekniği, ilaçların düzensiz kullanımı, aşırı tuz tüketimi ve beyaz önlük etkisi. Gerçek dirençli hipertansiyonun tespiti için ambulatuar izlem zorunludur.
Gerçek dirençli vakalarda tedaviye spironolakton eklenmesi çoğu zaman etkilidir. Yeterli yanıt alınamayan seçilmiş hastalarda, böbrek atardamarları çevresindeki aşırı çalışan sempatik sinir uçlarının kateter yoluyla susturulması esasına dayanan renal denervasyon bir seçenek olarak değerlendirilebilir. Güncel Avrupa kılavuzları bu işlemi, deneyimli merkezlerde ve hastayla ortak karar alınarak uygulanacak tamamlayıcı bir yöntem olarak konumlandırır; ilaç tedavisinin yerini almaz.
Günlük tuz alımının 5 gramın (yaklaşık bir çay kaşığı) altına indirilmesi, tek başına sistolik basınçta belirgin düşüş sağlayabilir. Tuzun büyük bölümü tuzluktan değil ekmek, salça, turşu, şarküteri ürünleri, hazır çorba ve peynirlerden gelir. Sebze, meyve, tam tahıl ve düşük yağlı süt ürünlerinden zengin DASH tipi beslenme; fazla kilonun verilmesi ve alkolün sınırlanması tedavinin ayrılmaz parçasıdır.
Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta yürüyüş, yüzme veya bisiklet gibi düzenli aerobik egzersiz önerilir. Sigaranın bırakılması kan basıncını doğrudan çok düşürmese de kardiyovasküler riski en hızlı azaltan tek müdahaledir. Uyku apnesi olan hastalarda apnenin tedavi edilmesi, dirençli tansiyonun kontrolünde belirleyici olabilir.
Avrupa Hipertansiyon Derneği (ESH), belirli ölçütleri karşılayan merkezleri 'Hypertension Excellence Centre' olarak akredite eder. Akreditasyon; standartlara uygun ölçüm altyapısını, ambulatuar ve ev izlem olanaklarını, hedef organ hasarının değerlendirilebilmesini, ikincil hipertansiyon araştırmasının merkez içinde yapılabilmesini, multidisipliner ekip çalışmasını ve düzenli bilimsel üretimi şart koşar.
Prof. Dr. İstemihan Tengiz, Ege Bölgesi'ndeki tek ESH akreditasyonlu Hipertansiyon Mükemmeliyet Merkezi'nin kurucu direktörüdür. Akreditasyon belgesi 2022 yılında dönemin ESH Başkanı Prof. Dr. Guido Grassi tarafından takdim edilmiştir.
İlaç tedavisine yeterli yanıt vermeyen yüksek tansiyon vakalarının değerlendirilmesi.
Böbrek arterleri çevresindeki sempatik sinirlerin kateter ile ablasyonu.
24 saat boyunca tansiyonun kaydedilmesi ve ritminin değerlendirilmesi.
Multidisipliner ekiple bütüncül hipertansiyon yönetimi.
Kalp, böbrek, göz ve beynin hipertansiyondan korunması.
Çoğu erişkin için muayenehane hedefi 130/80 mmHg civarıdır; ilaç tedavisi altında sistolik değerin genellikle 120-129 mmHg aralığına indirilmesi hedeflenir. Ancak 80 yaş üzerindeki hastalarda, kırılgan bireylerde ve ileri böbrek hastalığı olanlarda hedef daha esnek tutulur. Hedefinizi eşlik eden hastalıklarınıza göre hekiminiz belirler.
Birincil hipertansiyonda tedavi genellikle sürekli olur, çünkü ilaç hastalığı ortadan kaldırmaz, basıncı kontrol altında tutar. Buna karşılık ciddi kilo verme, tuz kısıtlaması ve düzenli egzersizle ilaç sayısı veya dozu azaltılabilir; ikincil bir neden bulunup tedavi edildiğinde ilaç tamamen kesilebilir. İlacı kendi kararınızla bırakmak, tansiyonun sessizce yeniden yükselmesine yol açar.
Ölçümden önce 5 dakika sessizce oturun; son 30 dakikada kahve, sigara ve egzersizden kaçının. Sırtınız destekli, ayaklarınız yerde, kol kalp hizasında ve destekli olmalıdır. Kol çevrenize uygun manşonlu, üst koldan ölçen onaylı bir cihaz kullanın; bilekten ölçen cihazlar daha az güvenilirdir. Sabah ilaç almadan önce ve akşam olmak üzere günde iki kez, birer dakika arayla ikişer ölçüm yapıp kaydedin ve bu kaydı kontrole getirin.
Biri idrar söktürücü olmak üzere üç farklı gruptan ilacın uygun dozda kullanılmasına karşın kan basıncının 140/90 mmHg'nin altına inmemesidir. Tanı konmadan önce ilaç uyumu, ölçüm tekniği, manşon boyutu ve beyaz önlük etkisi mutlaka değerlendirilmeli, 24 saatlik ambulatuar izlemle doğrulanmalıdır.
Ambulatuar izlemle doğrulanmış gerçek dirençli hipertansiyonu olan, ikincil nedenleri dışlanmış, ilaç tedavisine rağmen hedefe ulaşılamayan ya da ilaçları yan etki nedeniyle tolere edemeyen seçilmiş hastalarda değerlendirilir. Karar, hasta ile birlikte ve deneyimli bir merkezde alınmalıdır. Herkese uygun bir yöntem değildir ve mevcut ilaçların bırakılması anlamına gelmez.
Kan basıncı 180/120 mmHg üzerindeyken göğüs ağrısı, şiddetli nefes darlığı, konuşma bozukluğu, tek taraflı güçsüzlük, görme kaybı, şiddetli baş ağrısı veya bilinç bulanıklığı varsa vakit kaybetmeden acil servise başvurulmalıdır. Bu tablo hipertansif acil durum olarak adlandırılır ve hastane koşullarında tedavi gerektirir.
İçerik Prof. Dr. İstemihan Tengiz tarafından gözden geçirilmiştir. Son gözden geçirme:
Bu sayfadaki bilgiler yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve tıbbi tavsiye yerine geçmez. Şikâyetleriniz için lütfen hekiminize başvurun.